6/10/2009 - the end
acı çekiyorum.. her zamankinden farklı bir durumda değilim yani.. günleri, saatleri,dakikaları,saniyeleri sanıyorum. sonra hiç birşey yapmak istemediğimi farkediyorum. zaman dedikleri şey de pek kolay geçmiyormuş. isyan edilecek şeyler listesine zamanı da ekledim bugün ve zamanın her derde iyi geldiği saçmalığını ortaya yayanları.. tamam yazmak için yaratılmamış olabilirim ama bir şekilde içimi boşaltmam lazım. eğer patlarsam hepinizin üstü başı kirlenir. bunu istemezsiniz değil mi ? bir şekilde görünmeyen yaralarımı dışa vuruyorum. acımı paylaşıyorum. ben ve paylaşmak aynı cümlede geçtiğine inanamıyorum.. sanırım psikolojik olarak ölüyorum. kafamdaki düşünce bu hissettiğim acı denen şeyin beni hiç terketmeyeceği ve hayatımın bir parçası, bir rutini haline geleceği. bu şekilde heyecanımı, korkularımı, üzüntülerimi hepsini kaybedeceğim. neden? bünyemde tsunami etkisi yaratan olaydan ne düşüneceğimi ne söyleyeceğimi bilmediğim için, bir güzel saçmalıyorum sanırım.. belki de kendimde değilimdir. insan neden 1 kere ölüyor da ruhu onlarca defa :( hergün yeniden doğup her akşam ölen ruhumla köşeme çekiliyorum.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/10/2009 - bok
kendinin ve hareketlerinin sorumluluğunu alamayan insanlar kronik bir suçlama halindedirler. burada kast ettiğim yalnızca ikili romantik ilişkiler değil. genel olarak hayata karşı bi "kurban" rolü üstlenirler çünkü bu şekilde onlar "suçlanamaz" konuma gelirler kendilerince... annem/babam zamanında bana şunu şunu yaptılar, ben bu yüzden böyleyim. - sen bana şunu şunu yaptığın için sana hakaret ettim. - patronum bana şunu şunu yaptığı için ben böyleyim. - hayat bizi ayırdı.. yoksa ben şahane bi eştim. - eşimin ailesi bizi ayırdı.. yoksa ben şahane bi eştim. - ben küçükken annemle babam boşandılar, ben sevgisiz büyüdüm o yüzden şimdi böyleyim, sana işkence ediyorum.
ben bu tip insanlarla yakinen tanışıyorum çevremde. hatta kendi ailemde bile denk geldim. ve inanın, laf anlatmaya çalışmak öyle boşuna ki... bak güzel kardeşim, ailemizi çocukluğumuzu seçemeyiz.. ama bu yaşımızda artık yaptıklarımızın ve eşşekliğimizin sorumluluğu bize ait.. ha yok sen travmalarını atlatamıyorsan, yardım al, ve kırık tahtalarını yenilet böylece. bu kararı verecek yaştasın. kimseye zulmetmeye ve kimseyi suçlamaya hakkın yok.
hayat bize kendini altın kasede sunmaz ki... kimse yollarımıza kırmızı halı sermez... iş olanakları/sağlıklı ilişkiler/ tatmin edici bi çevre/ saygı bize kendiliğinden gelmez biz bunu hak edecek şekilde davranmadıkça.. var mı böyle kolaya kaçmak. yediğin her halta başka bi sorumlu bulmak. bazen kişiler, bazen şeyler sorumludur..var mı öyle..
hayır kardeşim, sen boktan bi durumdasın, çünkü boktan davranıyorsun. hayır kardeşim, sen mutlu olamıyorsun, çünkü mutlu edemiyorsun.
ne tanrı, ne annen/baban, ne patronun, ne arkadaşın, ne sevgilin sorumludur senin şu an bulunduğun durumdan. küçüksen, korunmaya ihtiyacın varsa eyvallah, evet savunmasızsındır...evet o vakit birilerinin sorumluluğundasındır. ama yetişkin olduğunu iddia ediyorsun. ve yediğin bokların sorumluluğunu alamıyorsun.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/10/2009 - tanrıdan gelen
Dönüp geriye baktığında aklına sadece güzel şeyler geliyorsa. Yaşanılanlar ne olursa olsun yüzünde yine de umutlu bir gülümseme varsa, ne oluyor bana diye dönüp sorman gerekir kendine. Ne yaptığını sanıyorsun sen? Daha fazla acı cekmek için kendine eziyet etmek mi niyetin..? geçecek diyorsun ama olduğu yerde kalması için elinden geleni yapıyorsun. Neden böyle oluyor.. ne yapacağını şaşırıyorsun değil mi, elini kolunu koyacak yer bulamıyorsun, mekanlar sana dar geliyor, aldığın nefes içinde biryerlerde kayboluyor. Ve tıkanıyorsun. Kalbinin çarpıntısı hızlanıyor, avucların terliyor, icine bir sancı çörekleniyor. Hayır kalp krizi geçirmiyorsun. Kalbin çatlıyor sadece, usul usul kanamaya başlıyor.. kendi içinde kendi kanınla boğuluyorsun. Eline ne geçiyor ? koskoca bir hiç. Kimin umrundasın peki ? hiç kimsenin.. yalnızlığın ve sen.. iki ayrılmaz parça. İki eski yoldaş.. bugün ölecek gibi hissediyorum. Her şey bomboş bombok geliyor bana. Nefes alamıyorum, alsam veremiyorum. Yerde miyim gökte miyim bilmiyorum. Kendimden vazgeçmiş halde Tanrının benden geçmesini bekliyorum.. inandığım hiçbişey yok. Umudum kalmadı. Fiziken sapasağlam ruhen paramparçayım. Mutsuzluğum sağımda huzursuzluğum solumda karanlıkta oturmaktayım. Kimse bilmiyor ama yaradana isyanlardayım…
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/10/2009 - oyalanmak
ölümü beklemenin bir çeşidi oyalanmak. zamanın geçmesini beklemek.. sonra tam ölüm anının içine girdiğinde hiç yaşamamış olduğunu farkediyorsun :) hayat böyle birşey işte sen acıların geçmesini beklerken ömrün geçmiş oluyor. bu noktada yapılması gereken nedir, bu duruma bir çözüm bulunabilir mi ? bunlar üzerinde yoğunlaşmak en iyisi olacaktır. nerde okudum hatırlamıyorum ama aynen şöyle bir cümleydi; aşık olursanız mutlu olursunuz, olmazsanız filozof olursunuz :) kendim için düşünüyorum bu cümlenin neresindeyim sanırım elimde olsa filozof olmayı tercih ederim. hmm demekki aşk, sevgi, sevgililer insanın hayatını öyle ele geçiriyorki başka şeyler yapmaya fırsatları olmuyor. fakat bundan yoksun olanlarda zamanınları bolca düşünmeye, kılı kırk yarmaya harcayıp en sonunda kendi aforizmalarını yaratıyorlar. şimdi insanları iki bölüme ayırmak da olmaz aşıklar ve filozoflar olarak :) bir bok olmayanlar var mesela bunlar ne aşık oluyor ne de filozof. ama en uzun yaşayanlar ne dertsiz tasasızlar da onların arasından çıkıyor. herşey seçimlerden mi ibaret acaba.. hangi gruba gireceğimizi kendimiz mi seçiyoruz. yoksa o çoğunluk bizi birden içine mi alıveriyor.. bunun üzerinde düşünmeliyim...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
saçmalama üzerine herşey
Kategoriler
Arkadaşlarım
reef wampirsifen cansukelle bilgimekaani arzununyeri degisendunya ebrushka22
|